25 Ekim 2014 Cumartesi

Alışveriş (Giyim ve Kozmetik)

Timberland - Bu tür kısa bir ayakkabı uzun süredir istiyordum ama hoşuma giden bir şey denk gelmediğinden bu zamana kadar alamadım. Bir kaç ay önce ne ne kadar sezonunun geçmesine az kalsa da bir iki kere giyer artık ilkbahara yeniden giyerim dedim ve denk gelince aldım. İlkte yaşil bağcığı görünce bir de buna bağçık mı arayacağız dedim ama neyse ki kendi renginde bağcıkları da varmış. Ben yeşil bağcığı  tabi ki kullanmayı düşünmüyorum.
 Biraz sert bir kalıbı var ama yine de rahat bir ayakkabı. Renk konusunda biraz çelişkim vardı çünkü açık renklere ben biraz ön yargılı bakıyorum. Ama değişiklik olsun diye bu rengi de ekledim.
Oysho - Oysho'dan hiç beklemezdim ama Fitness serisine bayıldım. Özellikle altları benim çok hoşuma gitti. Yine lastik tokalarımı kaybettiğimden bunlar da hoşuma gidince hemen aldım. Bakalım bunları ne kadar zaman kaybetmeden kullanabileceğim. Lastikleri biraz sert zoır saç toplanıyor ama benim görünüşleri çok hoşuma gitti.
Oysho - Bu tür altlar özellikle yoga ve pilates için çok uygun. Ben genelde derslere giderken bunları tercih ediyorum. Çünkü hareketleri yaparken sizi hiç kısıtlamıyor. Koşu için ise genellikle normal eşofman atları uygun ama dediğim gibi yoga ve pilateste hareket kolaylığı sağlıyor. Sanırım bu türlerden Oysho'dan daha çok alacağım.
Nike Listo Dual Fusion - Uzun süredir yeni spor ayakkabısı almak istiyorum ama bir kaç yıldır spor ayakkabıları çok renkli. Bende neon renklerde bir şey kesinlikle istemiyordum. En sonunda bu yaz spor ayakkabılarımı artık Türkiye'de bıraktım mecburen yenisini alayım diye. Şansımıza bu denk geldi. Bu da tabi ki tamamen düz renk değil ama diğerlerine göre daha çok içime yattı benim. Koşu için çok rahat. Zaten koşu ayakkabısı kategorisinde. İtiraf etmeliyim ki ben ayakkabıyı sadece görüntüsüne bağlı olarak seçtim yani ayrıca hangi modeli daha rahttır diye araştırmadım ama şansıma gerçekten çok rahat çıktı. Belki bundan daha da rahatları vardır ama benim beklentimi oldukça karşılıyor bu ürün.
 Crivit - Bu saati yazın Türkiye'ye gitmeden önce almıştım. Koşu yaparken çok işime yaradı Türkiye'de burada spor salonuna gittiğim için pek kullanmaya gerek kalmıyor ama dışarıda koşu yaparken çok kullanışlı.
Mango - Sonunda Mango Bulgaristan'da yeniden açıldı. Şu an Sofya'da sadece The Mall'da var ama umarım yine Vitosha'ya açılır. Mango'da Fitness serisi çıkarmış ama altları çok çok hoşuma gitmedi doğrusu. Ama üstlerinde güzel şeyler var. Bir kaç şey denedim tam düşündüğüm gibi olmadı ama bakalım artık.
Parfois - Bu tür çanta arıyordum. Tam olarak istediğim gibi bulabilmiş değilim ama bu da istediğime yakın.
Nike - H&M - Nike gerçekten güzel bir seri çıkarmış ama bence fiyatları çok yüksek burası için. Onlara yeniden Türkiye'den bakacağım ayrıca. Bu arada Adidas'a da baktım ve benim baktığım mağazaya mı özgü bilmiyorum ama doğru dürüst çeşit yoktu ve denediklerim de hiç hoş değildi. H&M'de kapşonlu üstü görünce hemen aldım. Çünkü Oysho, Mango, Nike ve Adidas'ta bu tür denediklerim çok boldu ve hiç hoş durmadı. Ben bol üstleri severim ama bunlar gereğinden fazla boldu bence.
Chanel Mascara Base - Rimel bazı arıyordum ama hiç aklıma Chanel'e bakmak gelmemişti. Denk gelince de hemen aldım. İlk denediğimde sanki çokta bir şey fark etmedi gibi geldi ama sonradan hoşuma gitti. Çok abartılı bir etkisi yok ama daha dolgun gösteriyor kirpikleri.
 Topaklanma yapmıyor ve üstüne tek kat rimel sürseniz bile yeterli oluyor.
Avene Thermal Spring Water - Termal su yorumlarında Avene daha ön plana çıkayordu bu yüzden bende Avene'den almaya karar verdim. Yanında küçük boyu hediyeydi. Onu da spor çantamda taşıyorum spor sonrası uygulamak çok güzel oluyor. Spreyi eşit dağılımı sağlıyor ve çok çabuk emiliyor ciltten. Ben gece kremini uygulamadan öncede sıkıyorum ve krem daha kolay yayılıyor. Belki çok belirgin bir nem sağlamıyor ama cildi iyi serinletiyor. Özellikle yazın güneşlenirken ferahlamak için kullanmak mantıklı. Aslında bir çok kullanım alanı var.
 Klorane Dry Shampoo With Nettle - Kuru şampuanlarda şimdiye kadar en çok Klorane'i beğendim. Daha önce diğer çeşidinin deneme boyunu almıştım. Bu sefer ısırganlısında baya indirim vardı bende bunu aldım. Benim saçım kolay yağlanmıyor ama bir kaç gün sonraki hacim kaybını aza indirmek için yıkamadan önceki akşam uyguluyorum. Bir çok yerde sabah değilde akşamdan uygulanması tavsiye ediliyor. Uygulaması çok kolay hatta bu markanın bir çok uygulama videosu var bana en çok saç kurutma makinesi tutulan ilginç gelmişti. Gerçekten güzel hacim veriyor ve beyazlık bırakmıyor. Diğer markalara göre fiyatı daha yüsek ama bence performasına göre fiyatı uygun.
John Frieda Full Repair Deep Conditioner - Ne zaman John Frieda yorumu okusam nette çok fazla saçı döktüğü yazıyordu. Bu yüzden de bende almaya korktum doğrusu. Ama saç kremi ve şampuanından çok memnun kalınca deep Conditionar bakarken bu markayı denemek istedim. Bende herhangi bir dökülme yapmadı ama tabi her saçta farklı bir etkisi olabilir. Ben onarıcı serisinden aldım. İlk kullanımda bile saçı öyle yumuşak yapıyor ki bayıldım doğrusu.
Oral Be Essential Floss Genelde Oral B'nin Satin Floss'unu alıyorum ama değişiklik olsun diye bu sefer Essential Floss aldım ve arasında çokta bir fark göremedim. Bundan sonra büyük ihtimal bunu almaya devam edeceğim.
Titania - Burada açıkçası saçımı kestirmeye biraz çekiniyorum. Türkiye'ye gitmeyi de bekleyince baya zaman geçiyor bende bu yüzden saç makası almayı düşünüyordum ama eminde değildim.. Bununla sadece kırıkları alıyorum ama tabi hepsi bir seferde olmuyor ama birazda olsa yararı oluyor bence. İki çeşit saç makası vardı ben ucu sivri olanı aldım.

Yeni Doritos Reklamını Sen Çek, 1 Milyon Dolar Kazanma Şansını Yakala!

2007 yılında Doritos, ABD’deki hayranlarını Amerikan Futbol Ligi’nin sezon finali olan Super Bowl sırasında yayınlanmak üzere kendi Doritos reklam filmlerini çekmeye ve göndermeye davet ederek, kendi Super Bowl fenomenini yarattı. Bu reklamlar, yapan kişinin çektiği şekliyle aynen yayınlandı ve Super Bowl sırasında yayınlanan, tüketicilerin yarattığı ilk reklam filmleri oldu!
Doritos, bu muhteşem organizasyonla sevenlerini 1 Milyon Dolar kazanma şansı ve bunun yanı sıra 1 sene boyunca  Hollywood’daki Universal Pictures Stüdyoları’nda Elizabeth Banks gibi yıldızlarla çalışma fırsatı yakalamaya çağırıyor.
Unutulmaz Deneyim 
Bu yıl 9. kez düzenlenen Doritos Crash the Super Bowl’u kazananlar, büyük ödül olarak milyonlarca dolar para ödülü ve hayatlarının sonraki aşamalarında da farklı iş teklifleri aldılar. Örneğin; kendi yaptığı “Fashionista Daddy” reklamıyla 2013 yılında Crash the Super Bowl yarışmasında büyük ödülü kazanan Mark Freiburger, “Transformers 4”ün setinde yönetmen Michael Bay ile birlikte çalışma fırsatı elde etti. Mark, bugün büyük bir yetenek ajansı tarafından temsil ediliyor ve Universal ile FOX gibi dünya çapındaki stüdyoların film projelerinde yer alıyor.
Katılma Sırası Sende
Siz de hazırlayacağınız 30 saniyelik reklam filmini  (sözlü ise İngilizce) www.doritos.com.tr ‘de belirtilen teknik özelliklerle hazırlayıp tüm dünyanın beğenisine sunmak için 9 Kasım 2014’e kadar reklam filminizi çekip, rüya gibi bir iş ve 1 Milyon Dolar sahibi olmak için geri saymaya başlayabilirsiniz!
Katılım koşulları ve tüm detaylar için www.doritos.com.tr’yi ziyaret edebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

19 Ekim 2014 Pazar

Spor #1

Spor salonuna başlayalı bir ayı geçti. Hala okuldan dolayı tam istediğim gibi gidemedim ama hiç yoktan da iyidir. Hafta üç gün falan gidebiliyorum. Aslında hedefim hafta da 4 ama okul ve kurstan dolayı ve bazen de okul çok fazla yorunca içimden gitmek gelmiyor.
Benim gittiğim spor salonu biraz evime uzak ama burayı seçmemde ki asıl etken derslerinin olması yani sadece spor aletleri için gitmek istemiyorum.
https://athletic-bg.com/
Salondan oldukça memnunum. Özellikle derslerden ama acaba eğitmen ile de çalışsam mı diye düşünüyorum. Çünkü tamam dersler iyi güzel de fitness anlamında hiç bilgim yok ve bilinçsizce çalışmak istemiyorum açıkçası. Ama hala bu aklımda bir seçenek olarak duruyor.

Power Yoga - Daha önce de bahsetmiştim. Şu sıralar kursumdan dolayı gidemiyorum ama onun yerine yogaya gidiyorum.
Yoga - Bu sefer farklı bir hoca ile çalışıyoruz. Power yoga ile kıyasladığımda bu daha çok denge ve esnekliğe dayanıyor. Açıkçası ilk denediğimde beni Power Yoga'dan daha çok zorlamıştı ama şu an severek gittiğim bir der diyebilirim.
Pilates - Ne yazık ki saatleri benim okuluma çok uymadığından şu sıra çok gidemedim ama şunu farkettim ki hoca farklı olduğunda dersler de tamamen farklı oluyor. Hafta sonu dersinde farklı bir hoca vardı ve tamamen pilates topu ile çalıştık. Ve kesinlikle beni zorladı. Biraz herhalde güvensizlikten de dolayı topla dengeyi sağlamak bana çok zor geldi. Ama cumartesi günleri olduğu için büyük ihtimal bu derse gitmeye devam edeceğim.
Ve bir türlü deneme imkanı bulamadığım Total Body Workout var. Daha önce Total Body Workout videoları ile çalışmıştım ve yoğun bir çalışma programı olduğunu biliyorum. En azından haftada bir günü buna ayırmak istiyorum.
http://yogawithadriene.com/ 
Şu sıralar yoga ile baya ilgili olduğumdan youtube'dan yoga videosu ararken bu videolarla karşılaştım. Henüz çok ayrıntılı hepsini denemiş değilim ama ilk izlenimim olumlu. Salona gidemediğim günlerde zaman buldukça denemeyi düşünüyorum.

Bisiklet ve koşu yaparken tabi ki müziğe ihtiyaç duyuyor insan bu yüzden de workout playlistleri benim çok işime yaradı. En çok Beyonce ve Summer Hit'i beğendim. Her ne kadar pek tarzım olmasa da.
http://www.buzzfeed.com/rydon/24-remixes-to-take-your-workouts-to-the-next-level-kbbq
 Beslenme konusunda bazı şeyleri değiştirmeye çalışıyorum. Genel olarak çokta sağlıksız beslendiğimi düşünmüyordum daha önce de tabi tam olarak doğrusu da bu diyemem ama bazı sağlıksız kaçamaklarım vardı ve bunları biraz hayatımdan çıkarmaya çalışıyorum. Zaten Fast Food seven bir insan değilim. Benim için istisnalar vardı onları tamamen bıraktım. Hala denegeli beslenmeye geçemedim belki ama her gün yeni bir şeyler öğreniyorum. Rastgele bir uygulama indirimdim. Adı SparkPeople. Bunu sürekli kullanmıyorum ama yiyeceklerin hakkında bilgi almak için çok iyi. Yiyeceği ve gramını yazdığınızda besin değerlerini görebiliyorsunuz. Ayrıca barkod okutarak ta ekleyebiliyorsunuz.
 Ben denemek için bir günümü tek tek yazdım. Ama kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği olarak malesef ayıramadım. Ama günlük ne kadar kalori ve ayrıca protein, yağ, karbonhidrat aldığınızı görebilirsiniz. Amacınıza göre size bir günlük kalori ve besin planı hazırlıyor. Yaşınızı, kilonuzu göz önüne alarak.
 Ayrıca forumu ve tavsiye yazıları da var.
 Onun dışında yaptığını egzersizleri de kaydederek ortalama kalori yakımını da ekleyebilirsiniz.

13 Ekim 2014 Pazartesi

This Week #18

Bir kaç hafta önce camembert peyniri aldım ama hakkında yorumları okuyunca bir acaba kaldı aklımda. Genelde kötü koktuğunu yazmışlar ama kesinlikle biraz olsun öyle bir durum yoktu. Ben fırında yaptım. 200 derecede 20 dakika fırında tuttum. Daha önce bu tür peyniri hiç denemediğimden  acaba yapışır mı veya dağılır mı diye fırın kağıdı üzerine koydum ama hiç gerek yokmuş.
 İçi tamamen erimiş oluyor ve ekmekle çok güzel oldu. Ben tam buğday ekmeği tavsiye ediyorum ama tabi damak tadınıza göre seçmek size kalmış. Kabuğu biraz daha yoğun bir tada sahip. Belki sevmeyenler olabilir ama ben beğendim.
 Bu hafta MVR'de işim vardı. İşim erken bitince de okula geçmeden bir Ma Baker'a uğradım. Bu çörekleri çok seviyorum ve limonatasını. Bu sefer limonlu kekte söyledim fena değildi.
Starbucks'ta aslında bal kabağı ile yapılmış tatlı var mı diye baktım ama yoktu. Bu yüzden bende merak ettiğim blueberry muffin'i denemeye karar verdim ama pek beğenmedim doğrusu. Bana tatlıları çok şekerli geliyor. Ben daha hafif şeyleri seviyorum.
 Ritter Sport'un sütlüsünü çok seviyorum ben. Bu hafta kısa bir süre için 250 gramlık büyük paketi geldi bende kaçırmadım tabi ki. Bu arada kütüphaneden Im Juli'yi aldım. Zaten özellikle Selim Özdoğan romanı almaya gitmiştim. Im Juli'yi izleyeli çok uzun zaman oldu. Fatih Akın filmlerini sevdiğimden bu filmi de izlemiştim. Ama Selim Özdoğan kitabından uyarlama olduğunu bilmiyordum. Her ne kadar filmini izlemiş olsam da kitabını da okumayı seviyorum. Bu arada almanca kursum da başladı. Şimdilik iyi gidiyor gibi görünüyor. Bu sefer derslerimiz ana binada.
 Ispanakla ne yapabilirim diye ararken omleti buldum ve hemen denedim. Ve çok beğendim de ara sıra yapabilirim. Hem oldukça da basit.
http://www.bbcgoodfood.com/recipes/4685/spanish-spinach-omelette
Muz smoothilerde çok kullanılıyor. Bende muz ve fındıklı smoothie yaptım. Spordan sonra çok acıkmıştım ve yemek yapana kadar hafif bir şeyler arayışındaydım. Beğendim de bunu. Bal eklemedim ve tam yağlı süt ile yaptım.
http://www.bbcgoodfood.com/recipes/1760/banana-honey-and-hazelnut-smoothie
 Bu arada markette pırasa görünce hemen aldım. Çünkü bu tip sebzeler çok sık rastlanmıyor. Daha önce hiç pırasa yemeği yapmamıştım ama güzel oldu. Keşke marketlerde yemeklik sebzeler daha çok olsa.
Mall of Sofia'da sinema öncesi aç değildim bu sefer acaba yemek değilde ne yesem diye bakınıyordum. Daha sonra Pasta Point'te meyve olduğunu görünce hemen aldım. Aslında Pasta Point'te makarna da denemek istiyorum aslında çokta bir beklentim yok ama yinede denemek lazım.
Aslında yemeğe Bit Burger'e gitmek istiyordum. Ama yanlışlıkla buraya gelince bari buraya oturalım dedik. K.E.B.A. 'da gitmek istediğim bir yerdi. Biz kapalı bahçesinde oturduk. Orası pek hoşuma gitmedi ama restoranın içerisi güzel. Levrek söyledim yanında da brokoli vardı. Balık kötü değildi ama çok çok beğendim de diyemem. Sofya'da ızgara balık yapan güzel bir yer bulamadığım için şimdiye kadar burası da balık için gidilebilecek yerlerden biri. 
Tatlı denilince aklıma gelen ilk yer. Ben buranın cevizli pastasına bayılıyorum. Ayrıca bu sefer limonatasını da denedim o da çok güzel. Bu hafta bizim hastaneye yakın bir restoranda cevizli pasta denedim ama o hiç güzel değildi. Zaten çokta düzgün bir yer değildi. Hastaneye yakın başka bir yer olmadığından mecburen oraya gitmek zorunda kaldık.

Benim uzun süredir beklediğim film sonunda geldi. Cinayet temasını zaten severim. Aslında fragmanı izlediğimde basit bir cinayet filmi diye düşünmüştüm ama kesinlikle bundan fazlası. Bu filmi çok seven de, nefret eden de var. Ben çok beğendim. Filmin başları yavaş ilerliyor ama bir yerden sonra çok hızlı akıyor. Film uzun 2.5 saat. Ama kesinlikle bu filme değer bence. Kitabını da okuma listeme ekledim bile.
F1'i küçüklüğümden beri pazar sabahları babamla izlerim. Bir çok kişi gibi benimde F1 denilince aklıma Schumacher geliyor. O bırakınca bende izlemeyi bıraktım. Ama bir kaç yıl önce rastgele bu belgesele denk geldim. Sonuçta konusu F1 olunca düşünmeden izlemeye karar verdim ve aslında film değil de belgesel olması bu kadar etkileyici olmasının en büyük nedeni bence. Belki uyarlama bir film olsa bu kadar etkilenmezdim. Geçen gün aklıma geldi yine açtım. F1'e hiç ilginiz olmayabilir ama bence Senna yarış pilotu olmasınında dışında gerçekten bir çok kişiye ilham verebilecek bir insan. Karışıklık içinde bir ülkeden gelmiş olmasına rağmen, bunu saklamak yerine her zaman gururlu ülkesini temsil etmiş ve ülkesince de gurur kaynağı olmuş. Gerçekten çok hırslı ve cesaretli. Takım arkadaşıyla bile rekabet etmekten çekinmiyor. Her ne kadar Prost pek sevilmeyen bir kararkter olarak görünse bile benim hak verdiğim yerler de oldu tabi.
Kısaca ben bu belgeseli F1'e ilgisi olan herkese tavsiye ediyorum. Eğer ilginiz yoksa da belki bu değişebilir.
 
Diğer bir F1 filmi olan Rush'ı ise tavsiye üzerine izledim. Niki Lauda ve James Hunt arasında ki rekabeti ve Niki Lauda'nın kaza sonrası bile pistlere geri dönüşünü izliyoruz. Bu da güzel bir film. diyemem ki çok etkilendim ama bu da ilginç ve güzeldi. Bu da gerçek görüntülerle bir belgesel olmasını tercih ederdim. Karakter seçimi çok başarılı olmuş gerçekten andırıyor. 
Bu arada yeniden F1 izlemeye karar verdim. Gerçi sezonun bitmesine sadece 3 yarış kaldı. Ama bakalım artık yine severek takip edebilecek miyim. Canlı olarak izleyebileceğim bir yer buldum ama bu seferde neden bilmiyorum tam ekran olmuyor. Sanırım farklı bir yerden izlemem gerek. Bu arada ekran görüntüsünde Niki Lauda ile röportaj yapıyorlar.
Uzun süredir uzak kaldığım için kısa bir araştırma yaptım. Şu an Hamilton ve Rosberg çekişmesi var ama beni asıl şaşırtan Alonso ve Raikkonen'in yarışta bu kadar geri kalması. Tabi bu durumları ayrıntılı olarak araştırmadım.
Henüz adapte olmuş değilim ama eskisi gibi tadı yok.
Bu arada bal kabaklı maffin denedim hoşuma da gitti. Ben şeker oranını biraz azaltarak yaptım.
http://www.bbcgoodfood.com/recipes/1660650/pumpkin-passion-cupcakes

Ayrıca okuma listesi yaptım. Bakalım yıl sonuna kadar kaçını bitirebileceğim.

Ekim (Okuduklarım)
City of Bones
City of Ashes

A Storm of Swords Part 1
A Storm of Swords Part 2
A Feast for Crows
A Dance With Dragons
Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
The Giver
City of Glass
City of Fallen Angels
City of Lost Souls
Açlık Oyunları
Catching Fire
Mockingjay
The Maze Runner
The Scorch Trials
The Death Cure
The Kill Order
Virus Lethal
The Fault in Our Stars
Anna and The French Kiss
Im Juli
Gone Girl