31 Ekim 2014 Cuma

Ekim Kitapları

Kitap listeme bu ay baya kitap ekledim. Ve bu ay benim için

 bitirdiğim kitaplar açından beklentimin üzerinde oldu. 

Aslında 

5 kitap bitirme amacım vardı ama 9 kitap ile bu amacıma 

ulaşmış oldum. Diğer yandan her ne kadar istesem de uzun 

süre önce başlamış olduğum bir kaç kitabı bitiremedim. 

Çünkü ilgimi çeken başka kitaplar oldu ve diğer kitapları bir 

kenara ittim diyebilirim. 

Ekim (Bitenler)
City of Bones
City of Ashes
Anna and The French Kiss
City of Glass
Lola and The Boy Next Door
Isla and The Happily Ever After
Im Juli
Fangirl
The Giver

City of Bones (The Mortal Instruments #1) - Kemikler Şehri (Ölümcül Oyuncaklar #1)
Vampirler, kurtadamlar, periler, gerçek aşk ve aklınızı 

başınızdan alacak daha birçok şey. Ölümcül oyuncaklar 

hafızanıza kazınacak!

On beş yaşındaki Clary Fray, New York'ta Pandemonium 

Kulüp'e doğru yola çıktığında bir cinayete tanıklık edeceği hiç 
aklına gelmezdi. 

Hele ki, bu cinayetin daha önce hiç görmediği acayip 

silahlara sahip tuhaf dövmeli üç genç tarafından işleneceğini 

hayatta düşünemezdi! Clary, polisi arayabileceğini biliyordu 

fakat ceset bir anda ortadan yok olunca ve canileri Clary'den 

başka kimse göremediği için durumu açıklamak pek kolay 

olmayacaktı!

Bu kitap genç yetişkin kategorisinde yer alıyor. Genel olarak beğendim ama beni çok etkilemedi. İlk kitabını hızlı okudum hatta sonrasında filmini de izledim. Filmi ile kıyasladığımızda bazı farklı noktalar var. Hatta filmi biraz basit kalıyor bence.
GOT Cercei'i kısa da olsa görmek güzel filmde. Belki kitabını okumadan filmini izleseydim daha farklı bir gözle bakardım. Kitapta gölge avcıları, vampirler, kurt adamlar ve daha bir çok çeşitten bahsediliyor. Bu tür kitapları seviyorsanız bu seriyi de sevme ihtimaliniz yüksek.


City of Ashes (The Mortal Instruments #2) - Küller Şehri (Ölümcül Oyuncaklar #2)
Komada bir anne ve dünyayı yok etmeye kararlı bir baba.. 

Clary Fray, kurtadamlar, şeytanlar ve gizemli 

Gölgeavcılarıyla dolu, ürkütücü New York yer altı dünyasına 

doğru sürükleniyor. Geçmişiyle ilgili öğrendikleri yalnızca 

başlangıç. Şimdiyse dünyanın kaderi Clary'nin ellerinde. Yeni 

keşfettiği güçlerini ustaca kullanmayı ve asla kendisinin 

olmayacak bir erkeğe karşı hislerini dizginlemeyi 

başarabilecek mi?
http://www.dr.com.tr/Kitap/Kuller-Sehri-Olumcul-Oyuncaklar-serisi-2-kitap/Cassandra-Clare/Edebiyat/Roman/Macera/urunno=0000000326532
Birinci kitap merak uyandıran bir yerde bittiği için ikinci kitaba da hızlı başladım. Aslında her kitapta çözülecek bir hikaye ortaya atılıyor ve acaba bu nasıl olacak diye okuyorsunuz. O olay çözüldüğünde ise başka bir şey çıkıyor. Yani tüm seri boyunca sadece tek bir konu hakkında merakta bırakmıyor bu seri sizi. Bu yüzden ortalama ve eğer fantastik kitaplara ilgisi olanlar için iyi bir seri. 

City of Glass (The Mortal Instruments #3) - Camlar Şehri (ölümcül Oyuncaklar #3)

Clary, annesinin ölümüne sebep olan iksirin peşindeydi ve 

ona ulaşmak için de bir an önce Camlar Şehri'ne gitmesi 

gerekiyordu. Kendisini sağlam bir ölüm kalım savaşının 

içinde bulmasıysa an meselesiydi. Kurtadamlar, vampirler ve 

periler, ortalığı birbirine katmak için Camlar Şehri'nde 

biraraya gelmişti. Clary'nin tek bir kozu vardı. Sahip olduğu 

güçler! Fakat bu aynı zamanda büyük bir risk ve sorumluluk 

demekti. Çünkü ya herkesi kurtaracak ya da her şeyi yok 

edecekti. 

Clary'nin yolculuğunda ona ihanet ve onur eşlik etti. 

Kah kazandı, kah kaybetti. 

Olsun! 

Camlar Şehri için değerdi!

http://www.dr.com.tr/Kitap/Camlar-Sehri-Olumcul-Oyuncaklar-Serisi-3-Kitap/Cassandra-Clare/Edebiyat/Roman/Macera/urunno=0000000344216
Üçünde kitapta ise herhalde serinin en merak edilen konusuna açıklık getiriliyor. Aslında bu beklenen bir şey ama çok basit bir şekilde çözümlenmiyor. Okumayanlar için çok fazla açık konuşmak istemiyorum. Bu kitabı ben biraz yavaş okudum. Ve artık bitsin diye düşünmedim değil. Tabi seriden bahsetmiyorum. Arka arkaya bir seriyi okurken bazen ara verme ihtiyacı duyuyorum ben. Aslında bu kitabın sonunda olaylar nasıl değişecek yeni kitap için merak etmedim değil ama yine de bu seriye bir ara vermem gerekiyordu. Belki gelecek ay yine kaldığım yerden devam ederim bu seriye.

Anna And The French Kiss 

http://www.goodreads.com/book/show/6936382-anna-and-the-french-kiss
Anna ailesinin zoruyla lisede ki son yılı için Paris'te ki yatılı okula gönderiliyor. Ve burada yeni bir dili öğrenme ve yeni bir ortamda arkadaş edinme konu ediliyor.
Ben bu kitabı internette çok fazla görmüştüm bu yüzden aslında okuma listemdeydi. Bu seri üç kitaptan oluşuyor. Her kitapta başka bir karakter anlatılıyor ama ilginç olan yani bir önceki kitapta ki karakteri de kısa da olsa okuyabiliyoruz. En azından hikaye bittikten sonra devamını az da olsa okumak güzel bir şey. Ben lise konulu kitapları sevdiğimi her zaman belirtiyorum. Bu kitapta çok fazla beklentiye sokan bir kitap değil ama yinede güzel bence.

Lola And The Boy Next Door
https://www.goodreads.com/book/show/9961796-lola-and-the-boy-next-door
Lola yan komşularının dönmesiyle huzursuz oluyor çünkü çok iyi anıları yok bu konuda. Bu kitapta çok güzel sözlerde var.

Isla and The Happily Ever After
https://www.goodreads.com/book/show/9627755-isla-and-the-happily-ever-after
Bu kitapla Paris'te ki yatılı okula geri dönüyoruz. Bu kitap daha çok çelişkiler ve kendine güvensizlik üzerine kurulu.

Im Juli
Bu kitap aslında bir yol hikayesi. Bu kitabın filmini uzun zaman önce izlemiştim. Ama Selim Özdoğan kitabından uyarla olduğunu bilmiyordum. Almanca olduğu için çok kolay okuduğumu söyleyemem baya zamanımı aldı ama güzel bir kitaptı. Yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.

Fangirl
İkizler Cath ve Wren şimdiye karar hiç ayrılmamışlardır. Ama her ne kadar Cath buna üniversitede da devam etmek istese de, Wren yeni insanlarla tanışmak için oda arkadaşı olmak istemez Cath ile. İçine kapanık olan Cath için bu durum daha zor olacaktır. 
Bu da ortalama güzel bir kitaptı. Çok çok beğendim diyemem ama güzel noktaları da vardı.
http://www.dr.com.tr/Kitap/Fangirl/Rainbow-Rowell/Foreign-Languages/Literature-and-Novel/Romance/urunno=0000000593305

The Giver
Sanırım ilk defa filmi kitabından daha güzel olmuş diyeceğim. Bunda filmi öncesinde izlemiş olmamın da katkısı büyük olabilir. Bu kitap seçim hakkı elinden alınmış bir toplumu anlatıyor. Aslında konusu çok ilgi çekici ama anlatımı bana hiç akıcı gelmedi ve sırf yarım bırakmamak için okudum.
Filmi; http://sofyagunlukleri.blogspot.com/2014/09/this-week-16.html 

Okunanlar
A Storm of Swords Part 1
Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
Açlık Oyunları
The Perks of Being a Wallflower
We Were Liars

Diğer yandan uzun süre önce başlayıp bir türlü bitiremediğim ve ara verdiğim iki kitap var. Biri a storm of swords part 1 ve bir psikiyatristin gizli defteri. Gelecek ay en azından birini bitirmeyi umut ediyorum. 

Glecek Ay Başlamayı Düşündüklerim
City of Fallen Angels
Dark Places
The Fine Art of Pretending
If I Stay
Panic
Ugly Love


A Storm of Swords Part 2
A Feast for Crows
A Dance With Dragons
City of Lost Souls
The City of Heavenly Fire
Catching Fire
Mockingjay
The Maze Runner
The Scorch Trials
The Death Cure
The Kill Order
Virus Lethal
The Fault in Our Stars
Gone Girl
12 Years a Slave
A Street Cat Named Bob
A Thousend Splendid Suns
Twenties Girl
Crazy Rich Asians

25 Ekim 2014 Cumartesi

Alışveriş (Giyim ve Kozmetik)

Timberland - Bu tür kısa bir ayakkabı uzun süredir istiyordum ama hoşuma giden bir şey denk gelmediğinden bu zamana kadar alamadım. Bir kaç ay önce ne ne kadar sezonunun geçmesine az kalsa da bir iki kere giyer artık ilkbahara yeniden giyerim dedim ve denk gelince aldım. İlkte yaşil bağcığı görünce bir de buna bağçık mı arayacağız dedim ama neyse ki kendi renginde bağcıkları da varmış. Ben yeşil bağcığı  tabi ki kullanmayı düşünmüyorum.
 Biraz sert bir kalıbı var ama yine de rahat bir ayakkabı. Renk konusunda biraz çelişkim vardı çünkü açık renklere ben biraz ön yargılı bakıyorum. Ama değişiklik olsun diye bu rengi de ekledim.
Oysho - Oysho'dan hiç beklemezdim ama Fitness serisine bayıldım. Özellikle altları benim çok hoşuma gitti. Yine lastik tokalarımı kaybettiğimden bunlar da hoşuma gidince hemen aldım. Bakalım bunları ne kadar zaman kaybetmeden kullanabileceğim. Lastikleri biraz sert zoır saç toplanıyor ama benim görünüşleri çok hoşuma gitti.
Oysho - Bu tür altlar özellikle yoga ve pilates için çok uygun. Ben genelde derslere giderken bunları tercih ediyorum. Çünkü hareketleri yaparken sizi hiç kısıtlamıyor. Koşu için ise genellikle normal eşofman atları uygun ama dediğim gibi yoga ve pilateste hareket kolaylığı sağlıyor. Sanırım bu türlerden Oysho'dan daha çok alacağım.
Nike Listo Dual Fusion - Uzun süredir yeni spor ayakkabısı almak istiyorum ama bir kaç yıldır spor ayakkabıları çok renkli. Bende neon renklerde bir şey kesinlikle istemiyordum. En sonunda bu yaz spor ayakkabılarımı artık Türkiye'de bıraktım mecburen yenisini alayım diye. Şansımıza bu denk geldi. Bu da tabi ki tamamen düz renk değil ama diğerlerine göre daha çok içime yattı benim. Koşu için çok rahat. Zaten koşu ayakkabısı kategorisinde. İtiraf etmeliyim ki ben ayakkabıyı sadece görüntüsüne bağlı olarak seçtim yani ayrıca hangi modeli daha rahttır diye araştırmadım ama şansıma gerçekten çok rahat çıktı. Belki bundan daha da rahatları vardır ama benim beklentimi oldukça karşılıyor bu ürün.
 Crivit - Bu saati yazın Türkiye'ye gitmeden önce almıştım. Koşu yaparken çok işime yaradı Türkiye'de burada spor salonuna gittiğim için pek kullanmaya gerek kalmıyor ama dışarıda koşu yaparken çok kullanışlı.
Mango - Sonunda Mango Bulgaristan'da yeniden açıldı. Şu an Sofya'da sadece The Mall'da var ama umarım yine Vitosha'ya açılır. Mango'da Fitness serisi çıkarmış ama altları çok çok hoşuma gitmedi doğrusu. Ama üstlerinde güzel şeyler var. Bir kaç şey denedim tam düşündüğüm gibi olmadı ama bakalım artık.
Parfois - Bu tür çanta arıyordum. Tam olarak istediğim gibi bulabilmiş değilim ama bu da istediğime yakın.
Nike - H&M - Nike gerçekten güzel bir seri çıkarmış ama bence fiyatları çok yüksek burası için. Onlara yeniden Türkiye'den bakacağım ayrıca. Bu arada Adidas'a da baktım ve benim baktığım mağazaya mı özgü bilmiyorum ama doğru dürüst çeşit yoktu ve denediklerim de hiç hoş değildi. H&M'de kapşonlu üstü görünce hemen aldım. Çünkü Oysho, Mango, Nike ve Adidas'ta bu tür denediklerim çok boldu ve hiç hoş durmadı. Ben bol üstleri severim ama bunlar gereğinden fazla boldu bence.
Chanel Mascara Base - Rimel bazı arıyordum ama hiç aklıma Chanel'e bakmak gelmemişti. Denk gelince de hemen aldım. İlk denediğimde sanki çokta bir şey fark etmedi gibi geldi ama sonradan hoşuma gitti. Çok abartılı bir etkisi yok ama daha dolgun gösteriyor kirpikleri.
 Topaklanma yapmıyor ve üstüne tek kat rimel sürseniz bile yeterli oluyor.
Avene Thermal Spring Water - Termal su yorumlarında Avene daha ön plana çıkayordu bu yüzden bende Avene'den almaya karar verdim. Yanında küçük boyu hediyeydi. Onu da spor çantamda taşıyorum spor sonrası uygulamak çok güzel oluyor. Spreyi eşit dağılımı sağlıyor ve çok çabuk emiliyor ciltten. Ben gece kremini uygulamadan öncede sıkıyorum ve krem daha kolay yayılıyor. Belki çok belirgin bir nem sağlamıyor ama cildi iyi serinletiyor. Özellikle yazın güneşlenirken ferahlamak için kullanmak mantıklı. Aslında bir çok kullanım alanı var.
 Klorane Dry Shampoo With Nettle - Kuru şampuanlarda şimdiye kadar en çok Klorane'i beğendim. Daha önce diğer çeşidinin deneme boyunu almıştım. Bu sefer ısırganlısında baya indirim vardı bende bunu aldım. Benim saçım kolay yağlanmıyor ama bir kaç gün sonraki hacim kaybını aza indirmek için yıkamadan önceki akşam uyguluyorum. Bir çok yerde sabah değilde akşamdan uygulanması tavsiye ediliyor. Uygulaması çok kolay hatta bu markanın bir çok uygulama videosu var bana en çok saç kurutma makinesi tutulan ilginç gelmişti. Gerçekten güzel hacim veriyor ve beyazlık bırakmıyor. Diğer markalara göre fiyatı daha yüsek ama bence performasına göre fiyatı uygun.
John Frieda Full Repair Deep Conditioner - Ne zaman John Frieda yorumu okusam nette çok fazla saçı döktüğü yazıyordu. Bu yüzden de bende almaya korktum doğrusu. Ama saç kremi ve şampuanından çok memnun kalınca deep Conditionar bakarken bu markayı denemek istedim. Bende herhangi bir dökülme yapmadı ama tabi her saçta farklı bir etkisi olabilir. Ben onarıcı serisinden aldım. İlk kullanımda bile saçı öyle yumuşak yapıyor ki bayıldım doğrusu.
Oral Be Essential Floss Genelde Oral B'nin Satin Floss'unu alıyorum ama değişiklik olsun diye bu sefer Essential Floss aldım ve arasında çokta bir fark göremedim. Bundan sonra büyük ihtimal bunu almaya devam edeceğim.
Titania - Burada açıkçası saçımı kestirmeye biraz çekiniyorum. Türkiye'ye gitmeyi de bekleyince baya zaman geçiyor bende bu yüzden saç makası almayı düşünüyordum ama eminde değildim.. Bununla sadece kırıkları alıyorum ama tabi hepsi bir seferde olmuyor ama birazda olsa yararı oluyor bence. İki çeşit saç makası vardı ben ucu sivri olanı aldım.

Yeni Doritos Reklamını Sen Çek, 1 Milyon Dolar Kazanma Şansını Yakala!

2007 yılında Doritos, ABD’deki hayranlarını Amerikan Futbol Ligi’nin sezon finali olan Super Bowl sırasında yayınlanmak üzere kendi Doritos reklam filmlerini çekmeye ve göndermeye davet ederek, kendi Super Bowl fenomenini yarattı. Bu reklamlar, yapan kişinin çektiği şekliyle aynen yayınlandı ve Super Bowl sırasında yayınlanan, tüketicilerin yarattığı ilk reklam filmleri oldu!
Doritos, bu muhteşem organizasyonla sevenlerini 1 Milyon Dolar kazanma şansı ve bunun yanı sıra 1 sene boyunca  Hollywood’daki Universal Pictures Stüdyoları’nda Elizabeth Banks gibi yıldızlarla çalışma fırsatı yakalamaya çağırıyor.
Unutulmaz Deneyim 
Bu yıl 9. kez düzenlenen Doritos Crash the Super Bowl’u kazananlar, büyük ödül olarak milyonlarca dolar para ödülü ve hayatlarının sonraki aşamalarında da farklı iş teklifleri aldılar. Örneğin; kendi yaptığı “Fashionista Daddy” reklamıyla 2013 yılında Crash the Super Bowl yarışmasında büyük ödülü kazanan Mark Freiburger, “Transformers 4”ün setinde yönetmen Michael Bay ile birlikte çalışma fırsatı elde etti. Mark, bugün büyük bir yetenek ajansı tarafından temsil ediliyor ve Universal ile FOX gibi dünya çapındaki stüdyoların film projelerinde yer alıyor.
Katılma Sırası Sende
Siz de hazırlayacağınız 30 saniyelik reklam filmini  (sözlü ise İngilizce) www.doritos.com.tr ‘de belirtilen teknik özelliklerle hazırlayıp tüm dünyanın beğenisine sunmak için 9 Kasım 2014’e kadar reklam filminizi çekip, rüya gibi bir iş ve 1 Milyon Dolar sahibi olmak için geri saymaya başlayabilirsiniz!
Katılım koşulları ve tüm detaylar için www.doritos.com.tr’yi ziyaret edebilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

19 Ekim 2014 Pazar

Spor #1

Spor salonuna başlayalı bir ayı geçti. Hala okuldan dolayı tam istediğim gibi gidemedim ama hiç yoktan da iyidir. Hafta üç gün falan gidebiliyorum. Aslında hedefim hafta da 4 ama okul ve kurstan dolayı ve bazen de okul çok fazla yorunca içimden gitmek gelmiyor.
Benim gittiğim spor salonu biraz evime uzak ama burayı seçmemde ki asıl etken derslerinin olması yani sadece spor aletleri için gitmek istemiyorum.
https://athletic-bg.com/
Salondan oldukça memnunum. Özellikle derslerden ama acaba eğitmen ile de çalışsam mı diye düşünüyorum. Çünkü tamam dersler iyi güzel de fitness anlamında hiç bilgim yok ve bilinçsizce çalışmak istemiyorum açıkçası. Ama hala bu aklımda bir seçenek olarak duruyor.

Power Yoga - Daha önce de bahsetmiştim. Şu sıralar kursumdan dolayı gidemiyorum ama onun yerine yogaya gidiyorum.
Yoga - Bu sefer farklı bir hoca ile çalışıyoruz. Power yoga ile kıyasladığımda bu daha çok denge ve esnekliğe dayanıyor. Açıkçası ilk denediğimde beni Power Yoga'dan daha çok zorlamıştı ama şu an severek gittiğim bir der diyebilirim.
Pilates - Ne yazık ki saatleri benim okuluma çok uymadığından şu sıra çok gidemedim ama şunu farkettim ki hoca farklı olduğunda dersler de tamamen farklı oluyor. Hafta sonu dersinde farklı bir hoca vardı ve tamamen pilates topu ile çalıştık. Ve kesinlikle beni zorladı. Biraz herhalde güvensizlikten de dolayı topla dengeyi sağlamak bana çok zor geldi. Ama cumartesi günleri olduğu için büyük ihtimal bu derse gitmeye devam edeceğim.
Ve bir türlü deneme imkanı bulamadığım Total Body Workout var. Daha önce Total Body Workout videoları ile çalışmıştım ve yoğun bir çalışma programı olduğunu biliyorum. En azından haftada bir günü buna ayırmak istiyorum.
http://yogawithadriene.com/ 
Şu sıralar yoga ile baya ilgili olduğumdan youtube'dan yoga videosu ararken bu videolarla karşılaştım. Henüz çok ayrıntılı hepsini denemiş değilim ama ilk izlenimim olumlu. Salona gidemediğim günlerde zaman buldukça denemeyi düşünüyorum.

Bisiklet ve koşu yaparken tabi ki müziğe ihtiyaç duyuyor insan bu yüzden de workout playlistleri benim çok işime yaradı. En çok Beyonce ve Summer Hit'i beğendim. Her ne kadar pek tarzım olmasa da.
http://www.buzzfeed.com/rydon/24-remixes-to-take-your-workouts-to-the-next-level-kbbq
 Beslenme konusunda bazı şeyleri değiştirmeye çalışıyorum. Genel olarak çokta sağlıksız beslendiğimi düşünmüyordum daha önce de tabi tam olarak doğrusu da bu diyemem ama bazı sağlıksız kaçamaklarım vardı ve bunları biraz hayatımdan çıkarmaya çalışıyorum. Zaten Fast Food seven bir insan değilim. Benim için istisnalar vardı onları tamamen bıraktım. Hala denegeli beslenmeye geçemedim belki ama her gün yeni bir şeyler öğreniyorum. Rastgele bir uygulama indirimdim. Adı SparkPeople. Bunu sürekli kullanmıyorum ama yiyeceklerin hakkında bilgi almak için çok iyi. Yiyeceği ve gramını yazdığınızda besin değerlerini görebiliyorsunuz. Ayrıca barkod okutarak ta ekleyebiliyorsunuz.
 Ben denemek için bir günümü tek tek yazdım. Ama kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği olarak malesef ayıramadım. Ama günlük ne kadar kalori ve ayrıca protein, yağ, karbonhidrat aldığınızı görebilirsiniz. Amacınıza göre size bir günlük kalori ve besin planı hazırlıyor. Yaşınızı, kilonuzu göz önüne alarak.
 Ayrıca forumu ve tavsiye yazıları da var.
 Onun dışında yaptığını egzersizleri de kaydederek ortalama kalori yakımını da ekleyebilirsiniz.